İçerikler

6/recent/ticker-posts

Sosyal Medya Neden Bağımlılık Yapar? Beynimiz Bildirimleri Neden Bu Kadar Sever?

Telefonunuz hiç cebinizde titreşmediği halde titreşmiş gibi hissettiniz mi?

Dopamin, bildirimler ve beynimizin ödül sistemi arasındaki şaşırtıcı ilişki


Yatmadan önce son kez telefona bakmak isterken kendinizi yarım saat boyunca videolar arasında kaybolmuş halde buldunuz mu?

Sadece bir bildirime göz atmak için açtığınız uygulamada dakikalar hatta saatler geçirdiğiniz oldu mu?

Eğer cevabınız evetse yalnız değilsiniz.

Bugün milyarlarca insan sosyal medya platformlarını aktif olarak kullanıyor. Ortalama bir kullanıcı gün içerisinde telefonunu onlarca hatta yüzlerce kez kontrol ediyor. Üstelik çoğu zaman bunun belirli bir nedeni bile olmuyor. Yeni bir mesaj beklemiyoruz, önemli bir haber yok ve hatta bazen uygulamayı neden açtığımızı birkaç saniye sonra unutabiliyoruz.

Peki neden?

Bu durum irade eksikliğiyle açıklanabilecek kadar basit değil.

Aslında sosyal medya platformları, insan beyninin milyonlarca yıldır çalışan ödül mekanizmalarını hedef alacak şekilde tasarlanıyor. Başka bir ifadeyle, siz sosyal medyayı kullanırken sosyal medya algoritmaları da beyninizin çalışma şeklini kullanıyor.

İnsan Beyninin Ödül Sistemi Nasıl Çalışır?

İnsan beyni hayatta kalmamızı sağlayan davranışları ödüllendirmek üzere evrimleşmiştir.

Yemek yemek, su içmek, sosyal ilişkiler kurmak, yeni şeyler öğrenmek ve başarı elde etmek gibi davranışlar sırasında beynimiz dopamin adı verilen önemli bir nörotransmitter salgılar.

Dopamin genellikle yanlış şekilde "mutluluk hormonu" olarak tanımlanır. Oysa dopaminin temel görevi mutluluk üretmek değil, bir davranışı tekrar etmemiz için motivasyon oluşturmaktır.

Başka bir ifadeyle dopamin, beynin "Bunu tekrar yapmalısın." mesajıdır.

Binlerce yıl önce bu sistem insanlığın hayatta kalması için büyük avantaj sağlıyordu. Yiyecek bulan birey tekrar yiyecek arıyor, sosyal kabul gören birey topluluk içerisinde kalıyor ve böylece yaşamını sürdürme şansı artıyordu.

Ancak günümüzde aynı biyolojik mekanizma sosyal medya uygulamaları tarafından da kullanılabiliyor.

Bir Bildirim Geldiğinde Beynimizde Neler Oluyor?

Telefon ekranında beliren küçük kırmızı sayı, bir mesaj sesi veya gelen bir beğeni aslında beynimiz için güçlü bir ödül sinyalidir.

Birisi paylaşımımızı beğendiğinde, gönderimize yorum yaptığında veya yeni bir takipçi kazandığımızda beynimizin ödül merkezleri aktive olabilir.

Bu süreçte özellikle şu bölgeler görev alır:

- Nucleus accumbens
- Ventral tegmental alan (VTA)
- Prefrontal korteks
- Amigdala

Bu bölgeler ödül beklentisi, motivasyon ve sosyal geri bildirimlerin işlenmesinde önemli rol oynar.

İlginç olan ise beynimizin ödülü aldığında değil, ödülü beklediğinde daha fazla dopamin üretmesidir.

Yani telefonumuzu tekrar tekrar kontrol etmemizin nedeni çoğu zaman mesajı görmek değil, acaba yeni bir şey var mı sorusunun yarattığı beklentidir.

Sosyal Medya ve Kumar Makineleri Arasındaki Şaşırtıcı Benzerlik

Davranış psikolojisinin önemli isimlerinden B. F. Skinner, değişken oranlı ödüllendirmenin davranışları sürdürmede son derece etkili olduğunu göstermiştir.

Kumar makineleri her denemede ödül vermez.

Ancak bazen verir.

İnsan beyni de tam olarak bu belirsizliği sever.

Çünkü hangi denemenin ödül getireceğini bilmemek, davranışı tekrar etme isteğini artırır.

Sosyal medya platformları da benzer bir mekanizma kullanır.

Telefonunuzu açtığınızda:

- Bazen yeni bir mesaj vardır.
- Bazen paylaşımınıza onlarca beğeni gelmiştir.
- Bazen yeni bir takipçi kazanmışsınızdır.
- Bazen hiçbir şey yoktur.

Bu belirsizlik beynin ödül sistemini sürekli aktif tutar.

Bu nedenle birçok kişi farkında olmadan telefonunu günde yüzlerce kez kontrol eder.

Beynimiz Neden Bildirimleri Bu Kadar Seviyor?

İnsan türü son derece sosyal bir canlıdır.

Evrimsel geçmişimizde bir topluluktan dışlanmak çoğu zaman ölüm anlamına geliyordu. Korunma, avlanma ve kaynak paylaşımı büyük ölçüde grup yaşamına bağlıydı.

Bu nedenle beynimiz sosyal kabulü hayati öneme sahip bir durum olarak değerlendirecek şekilde gelişti.

Bir paylaşımımıza gelen beğeni veya olumlu yorum beynimiz tarafından küçük bir sosyal kabul sinyali olarak algılanabilir.

Buna karşılık görmezden gelinmek veya dışlanmak ise stres mekanizmalarını harekete geçirebilir.

Belki de bu nedenle birçok insan paylaşım yaptıktan sonra telefonunu sürekli kontrol etme ihtiyacı hisseder.

Aslında kişi sadece beğeni sayısını değil, sosyal kabul düzeyini kontrol etmektedir.

Sonsuz Kaydırma Özelliği Neden Bu Kadar Etkilidir?

Eskiden televizyon programlarının başlangıç ve bitiş saatleri vardı.

Gazetelerin son sayfası vardı.

Kitapların son bölümü vardı.

Ancak sosyal medyanın sonu yoktur.

Bir video biter, yenisi başlar.

Bir gönderi geçilir, diğeri gelir.

Algoritmalar ilgi alanlarımızı öğrenir ve karşımıza tam da görmek isteyeceğimiz içerikleri çıkarır.

Bu durum beynin "Bir tane daha" demesine neden olur.

Sonuç olarak planlanan beş dakika çoğu zaman bir saate dönüşebilir.

Sosyal Karşılaştırma Tuzağı

İnsan beyni sürekli karşılaştırma yapar.

Bu mekanizma evrimsel süreçte çevremizi değerlendirmemize ve sosyal konumumuzu anlamamıza yardımcı olmuştur.

Ancak sosyal medya bu sistemi daha önce hiç olmadığı kadar yoğun şekilde çalıştırmaktadır.

Çünkü insanlar genellikle hayatlarının en mutlu ve en başarılı anlarını paylaşır.

Tatiller...

Başarılar...

Yeni evler...

Kutlamalar...

Mutlu aile fotoğrafları...

Beyin ise çoğu zaman başkalarının en iyi anlarını kendi sıradan hayatıyla karşılaştırır.

Bu durum zamanla:

- Yetersizlik hissi,
- Kaygı,
- Özgüven azalması,
- Mutsuzluk,
- Depresif belirtiler

gibi sonuçlara katkıda bulunabilir.

Gençler Neden Daha Fazla Risk Altında?

Ergenlik döneminde beynin ödül sistemi oldukça aktif çalışır.

Buna karşılık dürtü kontrolü ve uzun vadeli planlamadan sorumlu olan prefrontal korteks gelişimini yaklaşık 25 yaşına kadar sürdürür.

Bu nedenle genç bireyler anlık ödüllere karşı daha duyarlı olabilir.

Sosyal medya platformlarının özellikle genç kullanıcılar üzerinde daha güçlü etkiler oluşturmasının önemli nedenlerinden biri budur.

Sosyal Medya Gerçekten Bağımlılık Yapabilir mi?

Bilim dünyasında sosyal medya bağımlılığı kavramı hâlâ tartışılmaktadır.

Ancak bazı bireylerde görülen belirtiler klasik bağımlılık davranışlarıyla dikkat çekici benzerlikler göstermektedir.

Bu belirtiler arasında:

- Kullanım süresini kontrol edememek,
- Kullanımı azaltma girişimlerinde başarısız olmak,
- Telefon olmadığında huzursuzluk hissetmek,
- Günlük sorumlulukların etkilenmesi,
- Sürekli çevrimiçi olma ihtiyacı duymak,
- Sosyal medya kullanamadığında gerginlik yaşamak

yer alabilir.

Sosyal Medyanın Etkisini Azaltmak İçin Neler Yapabiliriz?

Teknoloji düşmanımız değildir.

Önemli olan teknolojiyi kimin kontrol ettiğidir.

Uzmanların önerdiği bazı yöntemler şunlardır:

- Gereksiz bildirimleri kapatmak,
- Telefonu uyurken yatak odasının dışında bırakmak,
- Gün içerisinde belirli sosyal medya saatleri belirlemek,
- Ekran süresi takibi yapmak,
- Bildirim seslerini azaltmak,
- Yüz yüze sosyal ilişkilere daha fazla zaman ayırmak,
- Sosyal medya molaları vermek.

Küçük değişiklikler bile kullanım alışkanlıkları üzerinde büyük etkiler oluşturabilir.

Sonuç: Sorun İrade Eksikliği Değil, İnsan Biyolojisi

Sosyal medya platformlarının bu kadar güçlü olmasının nedeni insanların zayıf olması değildir.

Sorun, milyonlarca yıllık evrimsel süreçte gelişen insan beyninin yalnızca birkaç on yıllık dijital teknolojilerle karşı karşıya kalmasıdır.

Telefon ekranını her açtığımızda aslında yalnızca yeni bir paylaşım aramıyoruz.

Beynimiz yeni bir ödül, yeni bir sosyal sinyal ve yeni bir dopamin uyarısı arıyor olabilir.

Belki de asıl soru sosyal medyanın bizi neden bu kadar etkilediği değil, insan beyninin bu kadar güçlü dijital uyaranlara ne kadar hazırlıklı olduğudur.

Çünkü cebimizde taşıdığımız cihaz, insanlık tarihinde ilk kez beynimizin ödül sistemine günün her saati ulaşabilen bir teknolojiye dönüşmüş durumda.

Ve belki de modern çağın en önemli mücadelelerinden biri, birkaç yıllık algoritmalar ile milyonlarca yıllık insan biyolojisi arasındaki mücadeledir.

Yorum Gönder

0 Yorumlar